Akciğer kanseri teşhisi alan hastalar için tedavi seçenekleri değerlendirilirken radyoterapi, yani ışın tedavisi, modern tıbbın sunduğu en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkar. Cerrahi müdahalenin mümkün olmadığı durumlarda veya cerrahi sonrası nüks riskini azaltmak amacıyla kullanılan bu yöntem, günümüzün gelişen teknolojisiyle çok daha hedef odaklı hale gelmiştir. Hastaların tedaviye dair en büyük merakı ise genellikle istatistiksel verilere dayanmaktadır çünkü akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı, kanserin evresine, türüne ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişkenlik gösterse de yeni nesil cihazlarla birlikte anlamlı bir artış göstermektedir. Bu yazımızda, ışın tedavisinin akciğer kanseri üzerindeki gerçek etkisini ve tedavi başarısını belirleyen temel faktörleri inceleyeceğiz.
Işın Tedavisi (Radyoterapi) Nedir?
Radyoterapi, yüksek enerjili X-ışınları, protonlar veya diğer radyasyon türlerini kullanarak kanser hücrelerinin genetik yapısını tahrip etmeyi ve çoğalmalarını engellemeyi amaçlayan lokal bir tedavi yöntemidir. Modern tıbbın onkoloji alanındaki en önemli dayanaklarından biri olan bu uygulama, cerrahi ve kemoterapi ile birlikte kanserle mücadelenin temel saç ayaklarından birini oluşturur.
Akciğer gibi hayati organların yer aldığı bölgede uygulanan radyoterapi, günümüzde gelişmiş bilgisayar sistemleri ve görüntüleme teknikleri sayesinde milimetrik hassasiyetle yönetilmektedir. Bu teknolojik ilerlemeler, hedeflenen tümör dokusuna maksimum dozda enerji ulaştırırken çevredeki sağlıklı dokuların korunmasına olanak tanır.
Işın Tedavisinin Tanımı
Işın tedavisi veya tıbbi adıyla radyoterapi; kanser hücrelerini yok etmek, büyümelerini durdurmak veya tümörü küçültmek amacıyla yüksek enerjili radyasyonun kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Genellikle X-ışınları, gama ışınları veya protonlar aracılığıyla uygulanan bu yöntem, kanserli dokunun genetik yapısını (DNA) hedef alır. Radyasyon, kanser hücrelerinin DNA’sına hasar vererek bu hücrelerin bölünme ve çoğalma yeteneğini elinden alır. Sağlıklı hücreler de radyasyondan etkilense de kanser hücrelerine kıyasla kendilerini onarma kapasiteleri çok daha yüksektir.
Işın Tedavisinin Akciğer Kanseri Üzerindeki Etkisi
Akciğer kanserinde ışın tedavisi hem lokal kontrolün sağlanmasında hem de metastaz riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynar. Tedavinin ana etkisi, tümörün merkezine yüksek dozda enerji göndererek hücre ölümünü tetiklemektir. Erken evrelerde cerrahiye alternatif olarak “küratif” (iyileştirici) amaçla kullanılırken, ileri evrelerde nefes darlığı veya ağrı gibi semptomları hafifletmek için “palyaatif” amaçla tercih edilebilir. Modern tekniklerle uygulanan ışın tedavisi, ışınların doğrudan tümör odaklı olması ve çevredeki sağlıklı akciğer dokusunun maksimum düzeyde korunması sayesinde akciğer kanserinde başarı oranı yüksektir. Bu tedavi, özellikle ameliyat edilemeyen bölgelerdeki tümörlerin kontrol altına alınmasında hayati bir etkiye sahiptir.
Radyoterapi Çeşitleri ve Uygulama Yöntemleri
Akciğer kanserinde radyoterapi, hastanın ihtiyacına göre farklı yöntemlerle uygulanır:
- Eksternal (Dıştan) Radyoterapi: En yaygın yöntemdir. Bir cihaz aracılığıyla vücudun dışından akciğerdeki tümöre odaklanılır. Bu yöntemin alt türleri olan IMRT (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi) ve VMAT, ışın dozunun tümörün şekline göre ayarlanmasına olanak tanır.
- Stereotaktik Beden Radyoterapisi (SBRT): Küçük boyutlu ve yayılmamış tümörlerde, çok yüksek dozda radyasyonun birkaç seansta tam hedefe gönderilmesidir. Bu yöntem, cerrahiye yakın sonuçlar vermesiyle bilinir.
- Brakiterapi (İçten Radyoterapi): Radyoaktif kaynağın bir kateter yardımıyla doğrudan tümörün içine veya yakınına yerleştirilmesidir. Akciğer kanserinde daha nadir, genellikle hava yollarını tıkayan tümörleri açmak için kullanılır.
- Proton Tedavisi: Standart X-ışınları yerine protonların kullanıldığı bu yöntem, radyasyonun tümörün tam bittiği noktada durmasını sağlayarak kalp ve sağlam akciğer dokusunu korumada üstünlük sağlar.
Işın Tedavisinin Akciğer Kanserindeki Rolü
Akciğer kanseri tedavisinde ışın tedavisi, hastalığın evresinden bağımsız olarak tedavi protokollerinin en stratejik bileşenlerinden biri haline gelmiştir. Bu yöntemin üstlendiği rol, tümörün biyolojik karakterine ve yayılım kapasitesine göre “tam iyileşme sağlama” ile “yaşam kalitesini koruma” arasında geniş bir yelpazeye yayılır. Teknolojinin sağladığı imkanlarla artık sadece tümör odakları hedef alınmakta, bu da tedavinin klinik etkinliğini doğrudan artırmaktadır. Özellikle cerrahi müdahalenin mümkün olmadığı durumlarda ana tedavi yöntemi olarak öne çıkan radyoterapi, kemoterapiyle birleştirildiğinde ise sistemik bir direnç oluşturarak hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.
Erken Evre Akciğer Kanserinde Işın Tedavisi
Akciğer kanserinin birinci veya ikinci evre gibi erken safhalarında cerrahi müdahale genellikle ilk seçenek olarak değerlendirilir. Ancak yaş, kalp yetmezliği veya solunum kapasitesinin düşüklüğü gibi nedenlerle ameliyat riski taşıyan hastalar için ışın tedavisi hayati bir alternatif sunar. Özellikle Stereotaktik Beden Radyoterapisi (SBRT) gibi yüksek hassasiyetli teknikler, tümörü milimetrik doğrulukla hedef alarak cerrahiye benzer sonuçlar elde edilmesini sağlar. Yapılan klinik çalışmalar, erken evrede uygulanan akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı verilerinin, tümörün tamamen kontrol altına alınmasında oldukça yüksek seyrettiğini ve hastaların uzun süreli sağkalım şansını önemli ölçüde artırdığını göstermektedir.
İleri Evre Akciğer Kanseri ve Işın Tedavisi
Kanserin çevre dokulara veya uzak organlara yayıldığı ileri evrelerde, tedavi süreci genellikle çok yönlü bir yaklaşım (multidisipliner) gerektirir. Bu aşamada radyoterapi; kemoterapi veya immünoterapi ile eş zamanlı olarak uygulanarak tedavinin etkinliğini maksimize etmek için kullanılır. Bölgesel olarak yayılmış (Evre III) vakalarda ışın tedavisi, ana tümör kitlesini küçülterek hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlar. Metastatik evrede (Evre IV) ise odak noktası genellikle hastalığı tamamen yok etmekten ziyade, metastaz yapılan bölgelerdeki (beyin, kemik vb.) kanserli hücrelerin büyümesini baskılamaktır. Bu stratejik yaklaşım, hastalığın kontrol edilebilir bir seyir izlemesine yardımcı olur.
Işın Tedavisinin Semptomları Hafifletme ve Yaşam Kalitesini Artırma Rolü
Işın tedavisi her zaman sadece tümörü yok etmek için değil, aynı zamanda hastanın yaşam konforunu artırmak için de kullanılır. “Palyaatif radyoterapi” olarak adlandırılan bu süreçte amaç, kanserin neden olduğu fiziksel yükü hafifletmektir. Örneğin; hava yollarını tıkayarak nefes darlığına yol açan, şiddetli ağrılara sebep olan veya öksürükle birlikte gelen kanamaları tetikleyen tümör odakları, ışın tedavisi ile küçültülerek hastanın rahatlaması sağlanır. Bu sayede hastalar, tedavi sürecinde günlük aktivitelerine daha rahat devam edebilir ve kanserin getirdiği ikincil komplikasyonlarla daha güçlü bir şekilde mücadele edebilirler.
Akciğer Kanseri Işın Tedavisi Başarı Oranı
Akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı, hastalığın evresinden tümörün genetik yapısına kadar pek çok değişkenin bir araya gelmesiyle belirlenir. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte radyoterapi hem tümörü tamamen yok etme hem de yaşam süresini kaliteli bir şekilde uzatma konusunda oldukça kritik sonuçlar sunmaktadır. Bu başarının kapsamını ve hangi durumlarda ne oranda etkili olduğunu anlamak için süreci etkileyen temel faktörleri incelemek gerekir.
Başarı Oranını Etkileyen Faktörler
Işın tedavisinin başarısı tek bir değişkene bağlı değildir; aksine çok katmanlı bir değerlendirme gerektirir. Tedavi planlanırken hastanın yaşı, akciğer kapasitesi ve sahip olduğu diğer kronik rahatsızlıklar göz önünde bulundurulur. Ancak başarının temel belirleyicisi, radyasyonun tümör dokusu üzerindeki yıkıcı etkisi ile sağlıklı dokunun korunması arasındaki dengedir.
Kanserin Evresi ve Türü
Kanserin biyolojik yapısı, ışınlara verilen yanıtı doğrudan etkiler. Örneğin, Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri (NSCLC) ve Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (SCLC) radyoterapiye farklı hızlarda tepki verir. Küçük hücreli türler genellikle radyasyona daha duyarlıyken, küçük hücreli dışı türlerde odaklanmış yüksek dozlar gerekebilir. Evreleme ise başarının en net göstergesidir; tümör henüz yerel bir odaktayken yapılan müdahalelerle, çevre dokulara yayıldıktan sonra yapılan uygulamaların sonuçları farklılık gösterir.
Tedaviye Yanıt ve Kombinasyon Tedavileri
Günümüzde radyoterapi nadiren tek başına uygulanır. Modern onkoloji protokollerinde ışın tedavisi; kemoterapi veya immünoterapi ile eş zamanlı yürütüldüğünde sinerjik bir etki yaratır. Radyasyon tümör hücrelerini parçalarken, immünoterapi vücudun bağışıklık sistemini bu hücreleri tanıması için uyarır. Bu kombinasyonlar sayesinde akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı, klasik yöntemlere oranla çok daha tatmin edici seviyelere ulaşmıştır.
Erken Evre Akciğer Kanseri İçin Işın Tedavisinin Başarı Oranı
Erken evrede (Evre I ve II), tümör henüz lenf nodlarına veya uzak organlara sıçramamıştır. Bu aşamada uygulanan Stereotaktik Beden Radyoterapisi (SBRT) gibi nokta atışı yöntemler, lokal kontrol sağlama konusunda %90’lara varan bir başarı sergileyebilmektedir. Ameliyat olamayacak durumdaki hastalar için bu oran, cerrahiye eşdeğer bir sağkalım şansı sunar. Erken müdahalede ışın tedavisi, tümörü tamamen yok etme (küratif) potansiyeline sahip en güçlü silahlardan biridir.
İleri Evre Akciğer Kanseri İçin Işın Tedavisinin Başarı Oranı
İleri evre (Evre III ve IV) vakalarda “başarı” tanımı genellikle hastalığın kontrol altına alınması, yayılımın yavaşlatılması ve yaşam süresinin uzatılması olarak güncellenir. Üçüncü evrede, radyoterapi ve kemoterapinin birlikte uygulanmasıyla tümörün geriletilmesi ve cerrahiye uygun hale getirilmesi hedeflenir.İleri evre kanser tedavisinde klinik başarı; ağrılı kemik lezyonları ve solunumu zorlaştıran kitlelerin %70 ila %80 oranında küçültülmesiyle sağlanan yaşam kalitesi artışı üzerinden değerlendirilir. Bilimsel çalışmalar, ileri evrelerde bile hedefe yönelik ışın tedavileriyle hastaların hayata tutunma oranlarının geçmiş yıllara göre anlamlı düzeyde arttığını kanıtlamaktadır.
Işın Tedavisinin Yan Etkileri ve Yönetimi
Işın tedavisi, kanser hücrelerini hedef alırken çevredeki sağlıklı dokuların da bir miktar radyasyona maruz kalmasına neden olabilir. Bu durum, tedavinin uygulama bölgesine ve dozuna bağlı olarak bazı yan etkileri beraberinde getirebilir. Modern tıpta yan etki yönetimi, tedavinin başarısı kadar önemsenen bir konudur; çünkü hastanın fiziksel ve psikolojik konforu, tedaviye uyumunu doğrudan etkiler.
Yaygın Görülen Yan Etkiler
- Halsizlik ve Yorgunluk: Radyoterapinin en sık rastlanan yan etkisidir. Vücut, radyasyonun etkisiyle hasar gören sağlıklı hücreleri onarmak için yoğun enerji harcar. Bu durum, tedavi ilerledikçe artan bir bitkinlik hissine yol açabilir.
- Cilt Değişimleri: Işınların girdiği bölgede güneş yanığına benzer kızarıklık, kuruluk, kaşıntı veya nadiren soyulmalar görülebilir.
- Solunum Şikayetleri (Radyasyon Pnömonisi): Akciğer dokusunun ışına bağlı olarak iltihaplanması sonucunda kuru öksürük veya nefes darlığı gelişebilir. Bu durum genellikle tedavi bittikten birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkabilir.
- Yutma Güçlüğü (Özofajit): Eğer tedavi edilen bölge yemek borusuna yakınsa, hastalar boğazda yanma veya yutkunurken takılma hissi yaşayabilirler.
Yan Etkilerin Yönetimi ve İpuçları
Bu süreci daha konforlu atlatmak için belirli stratejiler izlenmelidir:
- Beslenme ve Hidrasyon: Vücudun kendini yenileyebilmesi için yüksek proteinli ve dengeli bir beslenme planı uygulanmalıdır. Günlük su tüketimini artırmak, dokuların nemli kalmasına ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur.
- Cilt Bakımı: Işın alan bölgeye doktorun önermediği hiçbir krem veya losyon sürülmemelidir. Tahrişi önlemek için dar kıyafetler yerine pamuklu ve bol giysiler tercih edilmelidir.
- Dinlenme Dengesi: Hasta, vücudunun sesini dinlemeli ve yorgun hissettiğinde kısa şekerlemelerle gün içinde dinlenmelidir. Ancak hafif yürüyüşlerin de enerjiyi artırdığı unutulmamalıdır.
- Tıbbi Destek: Öksürük, nefes darlığı veya yutma güçlüğü gibi semptomlar başladığında vakit kaybetmeden radyasyon onkoloğuna bilgi verilmelidir. Erken müdahale ile bu yan etkiler ilaç tedavisiyle kolayca kontrol altına alınabilir.
Unutulmamalıdır ki, yan etkilerin çoğu geçicidir ve tedavinin tamamlanmasının ardından kademeli olarak ortadan kalkar. Uzman bir ekip tarafından titizlikle planlanan süreçlerde, akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı korunurken yan etkilerin minimum düzeyde tutulması hedeflenir.
Işın Tedavisi Sonrası İzleme ve Yaşam Kalitesi
Işın tedavisi, hedefe yönelik teknolojilerle birlikte akciğer kanseri mücadelesinde çok daha hassas ve etkili bir konuma ulaşmıştır. Özellikle cerrahi müdahalenin riskli olduğu veya tümörün yerleşiminin operasyona izin vermediği durumlarda, nokta atışı uygulamalar sayesinde akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı oldukça yüksek seviyelere çıkmaktadır. Bu yöntem, kanserli hücrelerin DNA yapısını hedef alarak çoğalmalarını engellerken, hastanın genel sağkalım süresine doğrudan ve olumlu bir katkı sağlar.
İleri evre vakalarda ise radyoterapi, diğer sistemik tedavilerle birleştirilerek hastalığın yayılımını dizginlemede kilit bir rol oynar. Sadece tümörü küçültmekle kalmayıp, ağrı ve nefes darlığı gibi yaşam kalitesini düşüren semptomları da minimize eden bu süreç, multidisipliner bir yaklaşımla yönetilmelidir.
Doğru planlanan ve güncel tekniklerle uygulanan ışın tedavisi, akciğer kanseriyle mücadele eden hastalar için en güvenilir ve sonuç odaklı tedavi sütunlarından biri olmaya devam etmektedir.
Akciğer Kanseri Işın Tedavisi ile İlgili Yenilikçi Yöntemler
Onkoloji dünyasındaki teknolojik sıçramalar, akciğer kanseriyle mücadelede geleneksel yöntemlerin çok ötesine geçen bir tedavi dönemi başlatmıştır. Günümüzde kullanılan yenilikçi teknikler, tümör hücrelerini yok etme gücünü artırırken yan etkileri azaltmaya odaklanan “akıllı” sistemlerden oluşmaktadır. Görüntüleme yöntemlerinden doz ayarlama algoritmalarına kadar her alanda yaşanan bu gelişim, akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı üzerinde doğrudan bir artış sağlamaktadır.
Proton Tedavisi ve Yoğun Modülasyonlu Radyoterapi (IMRT)
Geleneksel radyoterapi yöntemlerinden farklı olarak Proton Tedavisi, tümörün tam içine yerleştiği anda enerjisinin çoğunu boşaltan yüklü parçacıkları kullanır. Bu “Bragg Zirvesi” özelliği, radyasyonun tümörün arkasındaki sağlıklı dokulara (kalp, omurilik veya sağlam akciğer lobları) ulaşmasını engeller. Öte yandan IMRT (Yoğun Modülasyonlu Radyoterapi), radyasyon ışınlarının yoğunluğunu tümörün üç boyutlu şekline göre milimetrik olarak ayarlar. Bu teknolojiler sayesinde, özellikle bazı organlara yakın yerleşimli tümörlerde uygulanan akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı yükselirken, kalıcı hasar riski minimize edilmektedir.
Kişiye Özel Tedavi Yöntemleri ve Genetik Tedavi
Modern onkoloji artık “her hastaya aynı doz” yaklaşımından uzaklaşarak “hassas tıp” (precision medicine) dönemine geçmiştir. Radyogenomik adı verilen çalışmalarla, hastanın genetik yapısı incelenerek radyasyona ne kadar duyarlı olduğu veya yan etkilere ne kadar yatkın olduğu önceden kestirilebilir. Bu veriler ışığında, radyasyon dozu ve uygulama sıklığı hastanın biyolojik yapısına göre kişiselleştirilir. Genetik mutasyonların (EGFR, ALK vb.) belirlenmesi, ışın tedavisinin hangi hedefe yönelik ilaçlarla daha uyumlu çalışacağını belirleyerek tedavinin toplam etkinliğini optimize eder.
Klinik Araştırmalar ve Gelecekteki Tedavi Yöntemleri
Geleceğin tedavi protokolleri arasında, radyasyonun bağışıklık sistemini bir aşı gibi uyardığı “Abscopal Etki” üzerine yoğunlaşan immüno-radyoterapi kombinasyonları öne çıkmaktadır. Ayrıca, radyasyonun milisaniyeler içinde ultra yüksek dozlarda verilmesini sağlayan FLASH radyoterapi gibi yöntemler, sağlıklı dokuya hiç zarar vermeden tümörü yok etmeyi hedeflemektedir. Dünyanın farklı tıp merkezlerinde yürütülen klinik araştırmalar; sadece ışın tedavisiyle yetinmeyip, bu süreci destekleyen yenilikçi kanser aşıları ve hücresel tedavileri de sürece dahil ederek kanseri kronik, yönetilebilir bir hastalık haline getirmeyi amaçlamaktadır.
Küba’da Uzman Tedavi Planlaması İçin QBA Medi Tours Yanınızda
QBA Medi Tours olarak; Küba Sağlık Bakanlığı onaylı uzman doktorlarla sizi online ortamda buluşturuyor, tedavi sürecinizi şeffaf fiyat politikası ve profesyonel danışmanlık hizmetiyle planlıyoruz. Vize işlemlerinden konaklamaya, tercümanlık hizmetinden Türkiye’deki doktor kontrollerinize kadar tüm süreci sizin için konforlu hale getiriyoruz. Size özel tedavi protokolleri ve Küba’daki sağlık programları hakkında detaylı bilgi almak için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Işın tedavisi hangi akciğer kanseri evrelerinde daha etkilidir?
Işın tedavisi her evrede kullanılabilir; ancak tümörü tamamen yok etme (küratif) amacı güdülen erken evrelerde (Evre I ve II) başarısı çok yüksektir. İleri evrelerde ise tümör yayılımını durdurmak ve semptomları kontrol altına almak için en etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilir.
Işın tedavisinin yan etkileri nelerdir?
En yaygın yan etkiler yorgunluk, halsizlik ve uygulama yapılan bölgedeki cilt hassasiyetidir. Hedeflenen bölgeye bağlı olarak geçici öksürük, nefes darlığı veya yutma güçlüğü gibi şikayetler görülebilir ancak bu etkiler genellikle tedavi bitiminden sonra kademeli olarak düzelir.
Akciğer kanseri tedavisinde ışın tedavisi ile diğer tedavi yöntemleri birleştirilebilir mi?
Evet, günümüzde radyoterapi sıklıkla kemoterapi veya immünoterapi ile eş zamanlı uygulanmaktadır. Bu kombinasyonel yaklaşım, kanser hücrelerini farklı koldan hedef alarak akciğer kanseri ışın tedavisi başarı oranı seviyelerini yukarı çekmekte ve tedavinin toplam etkinliğini artırmaktadır.
Işın tedavisi tedavi sonrası yaşam kalitesini nasıl etkiler?
Tedavi süresince geçici bir yorgunluk yaratsa da tümörün küçülmesini sağlayarak kanserin neden olduğu şiddetli ağrı, nefes darlığı ve öksürük gibi şikayetleri ortadan kaldırır. Bu sayede hastalar, tedavi sonrasında günlük aktivitelerini çok daha konforlu bir şekilde sürdürebilirler.
Işın tedavisinin akciğer kanserinin tedavisindeki yeri nedir?
Radyoterapi, akciğer kanseri tedavisinin ana taşıyıcılarından biridir. Ameliyat olamayan hastalar için cerrahiye en güçlü alternatifi sunarken; cerrahi sonrası nüks riskini azaltmak veya metastatik bölgelerdeki ağrıyı dindirmek amacıyla da hayati bir rol üstlenir.
Işın tedavisinin başarı oranı nasıl artırılabilir?
Başarıyı artırmanın temel yolu, yüksek hassasiyetli (SBRT, IMRT gibi) teknolojilerin kullanımı ve tedavinin kişiye özel protokollerle planlanmasıdır. Ayrıca hastanın beslenme düzenine dikkat etmesi, sigarayı bırakması ve tedaviyi destekleyici yan uygulamalarla sürecin bütüncül yönetilmesi sonuçları doğrudan olumlu etkiler.
Kaynakça
Timmerman, R., Paulus, R., Galvin, J., Michalski, J., Straube, W., Bradley, J., … & Bezjak, A. (2010). Stereotactic body radiation therapy for inoperable early stage lung cancer. Journal of Clinical Oncology, 28(11), 1769-1775.
Vinod, S. K., & Hau, E. (2020). Radiotherapy treatment for lung cancer: Current status and future directions. Respirology, 25, 61-71.
Antonia, S. J., Villegas, A., Daniel, D., Vicente, D., Murakami, S., Hui, R., … & Faivre-Finn, C. (2017). Durvalumab after chemoradiotherapy in stage III non–small-cell lung cancer. New England Journal of Medicine, 377(20), 1919-1929.
Simone, C. B., Bogart, J. A., Cabot, J. S., Feldman, A. M., Lin, S. H., Rengan, R., … & Turrisi, A. T. (2017). Current and future radiotherapy for non-small cell lung cancer. Translational Lung Cancer Research, 6(2), 135.

